1600 YILLIK BİR ŞAHASER BUKOLEON SARAYI Ayasofya ile Sultanahmet arasındaki Büyük Bizans Sarayı’nın devamı olarak Hipodrom’dan Marmara Denizi kıyılarına kadar inen muhteşem bir sahil sarayıdır. Sarayın yapımı II. Theodosius dönemine (408-450) tarihlendirilmektedir. Bukoleon Sarayı, adını imparatorluk iskelesinin önünde bulunan, bir aslan ve bir boğanın mücadelesi konulu bir grup heykelden almıştır. Grekçe bir kelime olan Buko-leon: Boğa-aslan demektir. İstanbul’un mücevherlerinden biri olan saray bugünkü Cankurtaran ile Kumkapı arasındaki Çatladıkapı mevkiinde, Küçük Ayasofya Camisi’nin hemen doğusunda bulunmaktaydı. İmparatorluk ailesi asırlarca Bukoleon Sarayı’nın güzel seyir teraslarından Marmara Denizi’ne ve adalara şüphesiz keyifle bakmışlardı. Yangınlar ve depremler 14. yy'dan itibaren tamamen terk edilmiş olan sarayın büyük bir kısmını yok etmiştir. Ardından 1870’lerdeki demiryolu ve 1955’lerde sahil yolu çalışmaları ve yapılaşmalar nedeniyle de sarayın büyük bölümü tahrip edilmiştir. Unesco Dünya Mirasları listesinde olan Sahil Sarayının günümüze ulaşmış tek kalıntısını, sahil yolundan Sirkeci yönüne doğru giderken, Sarayburnu’ndan önce, Ahırkapı Feneri’nin tam karşısında görebilirsiniz. Şimdilerde İBB tarafından restore edilmekte olan yapı, çalışmaların ardından açık hava müzesi olarak ziyarete açılacaktır. Görseller: 1- Bukoleon Sarayı’nın bir tasviri. 2- Sarayın 300 mt uzunluğundaki Marmara Denizi cephesindeki saraya adını veren Aslan ve Boğa heykelleri tasviri. 3- Sahil yolu geçmeden önce denize sıfır konumunda sarayın kalıntıları. 4- 1570 yılında Munster tarafından yapılan İstanbul Kartografyası (Yarımada ve güney ucunda Bukoleon Sarayı).
No comments yet